Aika

Kadınların nutella sevgisini hiç anlamadım, ben saralleciyim...
Ofsaytı babam o kadar güzel anlatmıştı ki hiç "o da ne?" demedim.
Zagor, Thor okudum yıllarca, bir gün annem dayanamadı çizgi romanlarımla plastik askerlerimi attı. Bana bir tek barbiler kaldı.
Walt Disney'in el çizimlerinin yerini yeni teknoloji tutamadı.
Büyürken dünya tersine dönsün diye bekledim, gece uyanık olsun diye herkes. Yeni nesil Dracula'yı değil Edward Cullen'ı sevdi. Kafamı taşlara vurdum.
Sinemaya birlikte gidilmeye korkulan insanım, tüm filmlerin sonlarını biliyorum. Hayır ben zeki değilim sadece hepsi birbirine benziyor.
Şibumi'yi ilk okuduğumda, ikinci okuduğumda vs. çok sevmiştim. Geçen gün biri "böyle bir erkek yok" dedi. Başa çıkmaya çalışıyorum.

gezenbezgin:

sociology of body

gezenbezgin:

sociology of body

(Source: iwasabout16)

sylvysparrow:

Kinsey and Welles, *how* had this not occurred to me before?!

(Source: abenteuerer, via sinematik)

internerd:

“And suddenly, I looked at the bull. He had this innocence that all animals have in their eyes, and he looked at me with this pleading. It was like a cry for justice, deep down inside of me. I describe it as being like a prayer - because if one confesses, it is hoped, that one is forgiven. I felt like the worst shit on earth.”
This photo shows the collapse of Torrero Alvaro Munera, as he realized in the middle of the his last fight… the injustice to the animal. From that day forward he became an opponent of bullfights.

internerd:

“And suddenly, I looked at the bull. He had this innocence that all animals have in their eyes, and he looked at me with this pleading. It was like a cry for justice, deep down inside of me. I describe it as being like a prayer - because if one confesses, it is hoped, that one is forgiven. I felt like the worst shit on earth.”

This photo shows the collapse of Torrero Alvaro Munera, as he realized in the middle of the his last fight… the injustice to the animal. From that day forward he became an opponent of bullfights.

(via iezebel)

subtilitas:

Lundgaard & Tranberg - Tietgenkollegiet (student dorm), Copenhagen 2006.

(via iezebel)

kofiakofo:

“Okumayı seven insan az değil. Çoğunluk değil ama, tutarlı, sağlam bir azınlık. Ve okurlar aldıkları hazzın sadece eğlendirilmekten farkını biliyorlar. İzlemek tümüyle edilgenken okumak daima bir eylemdir. Açma düğmesine bastınız mı televizyon başlar ve devam eder, eder, eder… Oturup bakmaktan başka bir şey yapmanız gerekmez. Oysa bir kitaba dikkat vermek gerekir. Kitabı hayata okur getirir. Diğer tümünün aksine kitap sessizdir. Kitap kişiyi fon müziğiyle uyutmaz, banda alınmış kahkaha sesleriyle kulak zorlamaz ya da odanızı silah sesleriyle doldurmaz. Hepsini sadece kafanızın içerisinde duyabilirsiniz okurken. Aklınızı vermezseniz aklınızı, yüreğinizi vermezseniz yüreğinizi etkilemez kitap. Kitap, sizin yerinize bir şey yapmaz. İyi bir romanı okumak, romanı izlemek, romanı yaşamak, romanı duyumsamak, romanın kendisi olmak, kısacası romanı yazmak dışında ne varsa yapmaktır. Okumak bir işbirliği, bir katılımdır. Herkesin becerememesine şaşmamak lazım yani. Zevk için okuyanların pek çoğu, kendilerinden bir şey kattıkları için içlerinde kitaplara karşı derin, ihtiraslı bir bağ hissederler. Kitap kalıcıdır, oradadır, güvenilirdir. Bir kitap size on beş yaşınızdayken söylediği şeyi elli yaşınızdayken de söyler, ama söylediği o zaman o kadar farklı gelir ki, size yepyeni bir kitap okuyormuşsunuz gibi gelir. Kitabın uzun ömürlülüğü, zeki bir tür olarak devamlılığımızın önemli bir parçasıdır. Kitapların imha edilmesinin barbarlığın son noktası addedilmesi bu yüzdendir.”
Ursula K. Le Guin – Okurken Uyanık Kalmak (çeviren: Algan Sezgintüredi)

kofiakofo:

“Okumayı seven insan az değil. Çoğunluk değil ama, tutarlı, sağlam bir azınlık. Ve okurlar aldıkları hazzın sadece eğlendirilmekten farkını biliyorlar. İzlemek tümüyle edilgenken okumak daima bir eylemdir. Açma düğmesine bastınız mı televizyon başlar ve devam eder, eder, eder… Oturup bakmaktan başka bir şey yapmanız gerekmez. Oysa bir kitaba dikkat vermek gerekir. Kitabı hayata okur getirir. Diğer tümünün aksine kitap sessizdir. Kitap kişiyi fon müziğiyle uyutmaz, banda alınmış kahkaha sesleriyle kulak zorlamaz ya da odanızı silah sesleriyle doldurmaz. Hepsini sadece kafanızın içerisinde duyabilirsiniz okurken. Aklınızı vermezseniz aklınızı, yüreğinizi vermezseniz yüreğinizi etkilemez kitap. Kitap, sizin yerinize bir şey yapmaz. İyi bir romanı okumak, romanı izlemek, romanı yaşamak, romanı duyumsamak, romanın kendisi olmak, kısacası romanı yazmak dışında ne varsa yapmaktır. Okumak bir işbirliği, bir katılımdır. Herkesin becerememesine şaşmamak lazım yani. Zevk için okuyanların pek çoğu, kendilerinden bir şey kattıkları için içlerinde kitaplara karşı derin, ihtiraslı bir bağ hissederler. Kitap kalıcıdır, oradadır, güvenilirdir. Bir kitap size on beş yaşınızdayken söylediği şeyi elli yaşınızdayken de söyler, ama söylediği o zaman o kadar farklı gelir ki, size yepyeni bir kitap okuyormuşsunuz gibi gelir. Kitabın uzun ömürlülüğü, zeki bir tür olarak devamlılığımızın önemli bir parçasıdır. Kitapların imha edilmesinin barbarlığın son noktası addedilmesi bu yüzdendir.”

Ursula K. Le Guin – Okurken Uyanık Kalmak (çeviren: Algan Sezgintüredi)

(Source: 13melek)

leilockheart:

(via leilockheart)
ozcanyuksek:

Uygarlığımız, hırsımız, bir nehri ve bir halkı daha yok ediyor. Aşaninka Kızılderilileri, Amazon.

ozcanyuksek:

Uygarlığımız, hırsımız, bir nehri ve bir halkı daha yok ediyor. Aşaninka Kızılderilileri, Amazon.

thedame:

Killing Us Softly 4: Advertising’s Image of Women [Trailer] - Available on DVD (by ChallengingMedia)

EVERYONE, male and female needs to watch this.

ozcanyuksek:

İşte, işte!

ozcanyuksek:

İşte, işte!

firsttimeuser:

Peter Thomann. Jeune fille berbère à la lessive, circa 1940